Umudun Çocukları (Terapi 7)

İnsanı iki şey öldürür; hastalık ve umutsuzluk... İnsanı iki şey yaşatır; sevgi ve umut... İnsanı tek şey süründürür; sevgisizlik... Ne sürün ne de öl... Sen umudu seç... Çoğu zaman umut kelimesini arıyorum biliyor musun? Yazdığım her yazıdan sonra ona yaklaşıp tekrar inanıyorum kendime. Sonra gidiyor... Sonralar... Sonra bir garip oluyordu; buğulanıyordu gökyüzü, bazen damlalarıyla enerji... Continue Reading →

Ne kolay, ne zor; ne araf… (Terapi 6)

Unuturuz... Bir şeyleri unutmak için günlerimizi, yıllarımızı veririz... Bir yüzü, bir tadı, bir acıyı... Hepsini unutmak isteriz. Unutmak ve durdurmak... Ve bazende öyle şeyler yaşarız ki her an o ilk heyecanıyla sapa sağlam kalsın diye uğraşır dururuz... Fakat ne unutmak için çırpındıklarımızı sonsuza kadar gömebiliriz, ne de hep zihnimizde bozulmadan kalmasını istediğimiz anımızı ilk gün... Continue Reading →

Cesaret (Terapi 5)

Nasılsın? Bugün biraz yorgunum, ama o kadar tatlı bir yorgunluk ki bu; sanki 60 günlük bir susuzluk sonrasında içtiğin ilk su gibi... O kadar eşsiz ve büyülü... Tam 58, yuvarlak 60 gündür bir şeyler zor, bir şeyler kırgın... Tam o kırgın anlarda en güzeli de iyi olmayı hissedebilmek değil mi? Zaten bizi zora sokan tüm... Continue Reading →

Bu da mı gol değil? (Terapi 4)

Bugün aylardır üzerine çalıştığım proje talebimin ret aldığını öğrendim. Düşünsene... Nisan'dan beri bir şey için uğraşıyorsun... Yalnız sen değil; tüm ailen destek oluyor sana... Her seferinde bir durumla karşılaşıyorsun, hep bir zorluk... Zaman geçiyor, zamanla birlikte o ilk "heves" dedikleri şey var ya; o da gidiyor hiç haber vermeden. Hayallerin zaman geçtikçe donuklaşıyor. Garip... Ret... Continue Reading →

Hatalar (Terapi 3)

İstanbul da mısın? Eğer buradaysan bilirsin; bugün ne kadar yağmur yağdı öyle değil mi? Yağmurları sever misin? Veya ıslanmayı? Ben mesela... Eskiden hiç sevmezdim, garip. Şimdi bir farklı bakıyorum yağmura; tüm her şeye olduğu gibi... Belki sende geçmişinde aynı düşünmüyorsun şimdi. Belki kendini yargılıyorsun; geçmişinle veya şimdiki halinle... Yapma... Boş ver, şimdine baktığında borçlu olduğun... Continue Reading →

(Terapi 2)

Adın, yaşın, kilon, boyun, mesleğin... Hiçbirini bilmiyorum. Şu an seninle tek ortak noktam bu an... Biliyor musun bulmaca da lahza "an" demekmiş... Bu arada bulmaca çözmeyi sever misin, bilmiyorum... Aslında bakılırsa sana dair tek bildiğim şey şuan bana zaman ayırdığın; belki meraktan, belki kalemimi beğeniyorsun, ya da ne bileyim "ne yazmış yine şu yazı yazmaya... Continue Reading →

Günlük 3

Aynada biri var, birini görüyorum... Ellerini kaçırıyor benden, gözleri buğulu, gözleri mutlu gibi bakarken... Onun ben olduğumu söylüyorlar, ben miyim aynadaki belirsiz duygu? Ben olamam... Ama benziyor bana utangaç gülümsemesi... Ben kadar bana benzerken bir o kadar da yabancı gibi... Omuzlarımda bir ağırlık, Bahariye'ye doğru yürüyorum yokuş yukarı... Ve aklımda hep o aynadaki yüz, belki... Continue Reading →

Nerede Kalmıştık? (Terapi 1)

Nerede kalmıştık? Ardımızda bıraktığımız geçmişimizde mi? Yoksa her gün bir adım daha ilerlediğimiz gelecekte miyiz? Peki ya yaşadığımız bu an? Neden böylesine bilinmez ve yorgun? Neden olması gerekenler için bedeller ödetirler ki güler yüzleriyle üzgün bedenli insanlar? Kandırma kendini, biliyorum. Sende en mutlu halini göstermeye çalışıyorsun insanlara; akşam sana kalansa beklediklerin... Sen sevdiğin kadını/adamı bekliyor... Continue Reading →

Selh2o Günlük 2-

Ellerim bir karış, küçücük avuçlarım... Doldurmaya çalışıyorum hayallerimle; tutamamaktan korkuyorum onları, taşıyamamaktan... Evet, bende çok korkuyorum, tıp kı senin gibi; ve bir diğeri de tıp kı bize benziyor... Korkuyoruz be dostum. Yaşamayı bilmiyoruz ya, en çokta ondan bu ürkekliklerimiz. Atılmışız, fırlatılmışız bir topluma adeta; her şey belli fakat aslında tüm bu kesinlikler de aslında bir... Continue Reading →

WordPress.com'da bir web sitesi veya blog oluşturun

Yukarı ↑